İngiliz Sömürgeciliğinin Mirası Pakistan – Hindistan Gerilimi

Yıllardır süregelen Pakistan – Hindistan gerilimi son günlerde yine yükseldi ve dünya yeni bir nükleer savaş endişesi taşımaya başladı. Türkiye’de bizler ekonomik sorunlar, zayıflayan demokrasi ve hukukun üstünlüğü, çocukların ve siyasilerin haksız yere tutuklanmaları ve yeniden gündeme getirilen terör sorununun ortadan kaldırılmasına dair çözüm süreci gibi sürekli değişen gündemlerle allak bullak olmuşken, kardeş ülke Pakistan’ın yaşadığı sorunlar ne yazık ki gündemimize giremiyor bile.

Geçtiğimiz yüzyıl İngilteresi irdelendiğinde çarpıcı şekilde ikinci dünya savaşı sonrası bozulan ekonomisi, büyük borç yükü ve savaştan yıpranan halk ve ordu ile birlikte, ülkelerinin güvenliği ve çıkarları doğrultusunda yavaş yavaş eski sömürge topraklarından çekilmeye başladı. Bu gerekliydi çünkü bu toprakları kontrol edebilmesinin yolu büyük askeri harcamalar gerektiriyordu. Yükselen özgürlükçü ve toplumların kendi kendilerini yönetme istekleri de bunu hızlandırdı.

Peki bunu nasıl yaptı? İngiltere’de diğer sömürgeci Avrupa ülkeleri gibi sömürgeleştirdiği bölgeleri, kendi çıkarlarına göre böldü. Bunu yaparken gözettikleri, ilgili bölgenin idari yönetimi, sınır güvenlikleri, kaynak çeşitliliği gibi tamamen ticari ve güvenlik kaygıları referans alındı. Bölgenin dini, siyasi, kültürel farklılıkları gibi bir toplumun temel unsurları dikkat alınmadı. Kolay hükmetmek için işgal ettikleri bölgelerde farklı etnik grupları birbirlerine kışkırtarak birlik oluşmasınında önüne geçtiler.

Caroline Elkins, Legacy of Violence kitabında:
“İngiliz sömürge yönetimi, idaresi kolaylaştırmak için toplumsal farklılıkları derinleştirip sınırları keyfi şekilde belirledi.”
David Fromkin, A Peace to End All Peace adlı eserinde:
“İngiltere ve Fransa, Orta Doğu’da sınırları çizerken yerel halkların kimliklerini neredeyse tamamen göz ardı etti.”
Niall Ferguson, Empire: How Britain Made the Modern World kitabında:
“İngiliz İmparatorluğu, sömürgelerde bir düzen bıraktığını iddia etse de, gerçekte sıklıkla kaosun tohumlarını ekti.”

Bununla ilgili en yakın örneğimiz Kıbrıs. Kıbrıs’ta EOKA Kıbrıs’ın bağımsızlığı ve Yunanistan’a bağlanmayı hedefliyordu. Örgütün hedefi sömürgeci İngiliz polisleri ile askeri üsleri oldu. İsyanı bastırmak isteyen İngiltere, anakaradan ilave olarak getireceği askeri güçlerin maliyeti artıracağı ve daha fazla İngiliz kanının dökülmemesi için; halihazırda işsiz Türklerden yerel polis olarak faydalanmak istedi. Bu EOKA’nın hedef değiştirmesine Rumlarla Türkler arasında bir çatışmaya dönüştürdü. İngiltere, adanın kontrolünü artık birbirine düşman hale gelmiş yerel toplumlara bırakırken, iki büyük askeri üs ve garantörlük hakkını da güvence altına alarak çekildi. Böylelikle 70 yıldır devam eden sorun ile adadaki etkisini de devam ettirmeyi başardı.

Benzer şekilde tüm sömürgelerinde aynı şeyi yaptı. Filistin’den çekilirken, Sudan’dan, Kenya’ya, Güney Afrika’dan Hong Kong’a kadar her bölgede hala devam eden etkileri var.

Bunlardan biri de Hindistan. Buradan ayrılırken geride bıraktığı sorun Keşmir sorunu. Keşmir bölgesi sadece bu iki ülkeyi de ilgilendirmiyor. Aynı zamanda Çin’de hak iddia ediyor.

1947 Yılı İngiliz Hindistanı Haritası

Pakistan Hindistan Gerilimi ve İngiliz Sömürge Mirası

İngiltere Hindistan’dan 1947’de çekilirken geride iki ülke bıraktı. Pakistan ve Hindistan. Müslüman ve Hindu iki ülke olarak böldü. Bu bölünme sırasında yaklaşık 15 milyon kadar insan göçe zorlandı ve 1 milyon kadarı yaşamını yitirdi. İngiltere sayısı 565’i bulan prensliklere de bağımsız kalabileceklerini söylese de Hindistan ya da Pakistan’a katılmalarını tavsiye etti. Bunlardan Cammu ve Keşmir bağımsız olmak istedi. Sonrasında Pakistanlı bazı kabileler işgal için saldırı da bulundu. Bölge hakimiyetini kaybedeceğini anlayan Maharaja Hari Singh Hindistan’dan yardım istedi ve ilhak karşılığında Hindistan’da bunu kabul etti. %70’i müslüman olan halk ise Pakistan’a katılmayı istese de Hindistan’ın işgali altında kaldı. Sorun tamda buradan başladı. Pakistan işgali tanımadı ve bir dizi savaş yaşandı. 90’lı yıllarda her iki ülkede sırasıyla nükleer denemeler ile nükleer güç haline geldiler.

Gelelim Günümüze…

1. Pahalgam Saldırısı (22 Nisan 2025)
Hindistan’ın Cammu ve Keşmir bölgesinde düzenlenen saldırıda 25 Hintli ve 1 Nepalli turist hayatını kaybetti. Saldırıyı Pakistan merkezli olduğu iddia edilen “Direniş Cephesi” (The Resistance Front) üstlendi. Hindistan, saldırganların Pakistan’dan geldiğini ve Lashkar-e-Taiba ile bağlantılı olduğunu öne sürdü.
(Kaynaklar: AP News, The Washington Post, Financial Times, Wikipedia)

2. Hindistan’ın Tepkileri
Başbakan Narendra Modi, saldırganların ve destekçilerinin “hayal edemeyecekleri şekilde cezalandırılacağını” açıkladı. Hindistan, 1960 tarihli Indus Suları Antlaşması’nı askıya aldı ve Pakistan’a “bir damla su bile verilmeyeceğini” duyurdu. Ayrıca Pakistanlı diplomatlar sınır dışı edildi, vizeler iptal edildi ve Wagah sınır kapısı kapatıldı.
(Kaynak: Financial Times)

3. Pakistan’ın Yanıtları
Başbakan Şahbaz Şerif, saldırıyla bağlantılarının olmadığını savunarak tarafsız bir soruşturmaya açık olduklarını ifade etti. Hindistan’ın su akışını kesme tehdidini “savaş ilanı” olarak nitelendirdi ve Simla Anlaşması’nı askıya aldı. Ayrıca Hindistan’a hava sahasını kapattıklarını ve tüm ikili anlaşmaları askıya aldıklarını duyurdu.
(Kaynak: Financial Times)

4. Askerî Gerilim ve Sınır Çatışmaları
24 Nisan’dan itibaren Keşmir’deki Kontrol Hattı boyunca iki ülkenin askerleri arasında çatışmalar yaşandı. Hindistan, saldırıyla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin evlerini yıktı ve 1.500’den fazla kişiyi gözaltına aldı. Her iki ülke de askeri tatbikatlar düzenleyerek güç gösterisinde bulundu.
(Kaynak: AP News)

5. Uluslararası Tepkiler ve Endişeler
Birleşmiş Milletler, her iki tarafa da “maksimum itidal” çağrısında bulundu. İran, arabuluculuk teklifinde bulundu. ABD, tarafların sorunu doğrudan diyalogla çözmesi gerektiğini açıkladı. Çin’in, Hindistan’ın su politikalarına karşılık Brahmaputra Nehri üzerindeki kontrolünü kullanabileceği yönünde endişeler dile getirildi.
(Kaynaklar: The Guardian, The Diplomat)

Uzun yıllara dayanan ve kısa vadede çözülmesi beklenmeyen bu sorunlar dizisi, her geçen gün yeni halkalarla genişlemeye devam ediyor.
Dünya dengelerinin yeniden kurulduğu bu kırılgan dönemde, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte sonuçlar doğurabilecek bir Pakistan-Hindistan geriliminin ayak seslerini duyuyoruz.

Belki de artık, geçmişin nasıl kurgulandığını, sınırların hangi çıkarlarla çizildiğini ve halkların nasıl birer piyon haline getirildiğini daha iyi anlayarak, geleceğe dair daha adil ve bilinçli, insanı merkeze alan adımlar atmanın zamanı gelmiştir.

Çünkü tarihten ders almayanlar için, tarih kendini daha acımasız biçimde tekrar eder.

Mehmet Ali ŞANLI

Benzer Yazılar

Post navigation